kâr
كار
Farsça kökenli "kâr" Osmanlıca sözlükte şu anlama gelir: İş. Güç. Amel. Fiil. Temettü'.
Anlam
- İş. Güç. Amel. Fiil. Temettü'.
- Kazanç.
(Kelimeye bir ek olup, isimleri sıfat yapar) Eden, edici, yapan mânâlarına gelir ve li, lı, cı, ci gibi eklerin de karşılığıdır. İtaat-kâr, hilekâr, isyan-kâr, hamur-kâr, kanaatkâr...gibi.
kar
- (Çoğulu: Kur-Kirân) Zift, kara boya.
- Deve. Dağ keçisi.
- Ses çıkmasın diye ayağın kenarıyla yürümek.
- Küçük tepe.
- Kara taşlı yer.
- Kara büyük taş.
"Yapan, eden" mânâsında son ek.
kar'
- Vurmak. Çakmak. Kapı çalmak.
- Savt. Avâz. Ses.
- Kabak.
- Gülsuyu kabı.
- Eti soyulmuş kemik.
kar'
- (Çoğulu: Ekrâ) Cem'etmek, toplamak.
- Okumak, kıraat.
İş.
- Kâr etmek: İşlemek, tesir etmek.
Para kazancı.
LUGGAT sözlüğü, Osmanlıca alanında otorite sahibi bir akademik ekip tarafından hazırlanmıştır. Hakkında