206 bin kelime ile en kapsamlı Osmanlıca bilgi kaynağı


OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

SÖZLÜK İÇİN TIKLAYIN

Aşağıdaki alana
Osmanlıca veya Türkçe kelime giriniz

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip karşılığını bulmak istediğiniz "Türkçe" ya da "Osmanlıca" butonlarına tıklayın.




las alaşım
alaşım
Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.
avrupalılaşmak
avrupalılaşmak
Avrupalıların fikirlerini ve yaşayış tarzını benimsemek. Türkiye'de batılılaşma olarak kullanılmaktadır. Avrupa zamanımızda ilim ve teknikte ilerlemiş olmakla beraber inanışları, ahlâkları, felsefeleri ve yaşayış tarzı ile geri bir düşünüşü temsil eder. Avrupaya, batıya özenmek, eşkiyanın gasbettiği servetine özenmeğe benzer. Batının, mazlum milletleri ezmek için vasıta ve silah olarak kullandığı ilim ve tekniğe sahip olmak, İslâm'ın hakkıdır. İslâm dünyası ilim ve tekniğe sahip olmakla hem batının zulmüne son verecek, hem de bunu insanlığın hayrına, barış için ve insanlığın saadeti, mutluluğu için kullanacaktır. Amma batının hayat felsefesi insanlık için bir zehirdir ve onu reddeder.
bilaşek
bilâşek
Şeksiz.
bilaşek vela şüphe
bilâşek velâ şüphe
Şeksiz ve şüphesiz.
bilaşikayet
bilâşikâyet
بلاشكایت
Şikayet etmeden.
bilaşüphe
bilâşüphe
Şüphesiz.
bilaşüphe
bilâşüphe
Şüphesiz.
birader-i ebu laşey
birader-i ebu lâşey
Hiçbirşeyi olmayan kişinin kardeşi.
dilaşub
dilâşûb
دل آشوب
Gönül karıştıran, sevgili.
ebu laşey
ebu lâşey
Çoluk-çocuk gibi hiçbirşeyi olmayan.
ebu laşey
ebû lâşey
Hiçbirşeyin babası, hiçbirşeyi olmayan.
ebulaşey
ebulâşey
Hiçbir şeyi olmayan.
firavunlaşmış
firavunlaşmış
Firavun gibi kendisini üstün gören, tanrılık iddiasında bulunan.
garplılaşma
garplılaşma
Batılılaşma, Avrupa medeniyetini taklid etme.
garplılaşmak
garplılaşmak
Batılılaşmak.
halaşe
halaşe
  1. Gemi dümeni.
  2. Çörçöp.
halaşina
hâlâşina
حال آشنا
Halden anlayan.
hilaş
hilaş
Gürültü, kavga, patırtı, şamata.
kallaş
kallaş
Kalleş. Hileci, dönek.
kallaş
kallâş
قلاش
Kalleş.
kemal-i telaş ve teessüf
kemâl-i telâş ve teessüf
Tam bir telâş ve üzüntü.
laş
laş
  1. Hakir ve aşağılık kimse. Adi, zelil, itibarsız ve alçak kişi.
  2. Çapul, yağma.
laşe
laşe
  1. Cife. Kokmuş et parçası.
  2. Fık: Karada yaşayıp boğazlanmaksızın ölen veya şer-i şerife uygun olmayan şekilde kesilen kanlı hayvan ve bunların tabaklanmamış (dibagat edilmemiş) derileri.
  3. Yenilmesi şer'an haram olan ölmüş hayvan.
  4. Zayıf ve cılız hayvan.
  5. Mc: Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi.
laşe
lâşe
Leş.
laşe
lâşe
Leş. Kendiliğinden ölmüş veya İslâmiyet'in emrine uygun olmayarak kesilmiş veya öldürülmüş hayvan ve böyle hayvanın eti.
laşe
lâşe
لاشه
Leş.
laşe
lâşe
Leş.
laşehar
lâşehâr
لاشه خوار
Leş yiyen.
laşehar
lâşehâr
Leş yiyen.
laşek
lâşek
Şek ve şüphe yok. şüphesiz. Elbette.
laşek
lâşek
Şüphesiz.
laşey
lâşey
Bir şey değil.
laşey
lâşey
Bir şey değil. Değersiz.
muasırlaşmak
muasırlaşmak
Çağdaşlaşmak.
mucib-i telaş
mucib-i telâş
Telâşı gerektiren.
mütelaşi
mütelaşi
Telaş eden. Izdırab ile karışık acele eden. Telaşlı.
mütelaşi
mütelâşî
Telaşlı.
mütelaşiyane
mütelaşiyane
Acele ve telaş ile.
telaşe
telâşe
Telaş, endişe, kaygı.
telaşi
telaşi
  1. Önem ve ehemmiyetini kaybetme.
  2. Dağılma.
  3. Telâş.
telaşi
telâşî
تلاشى
Dağılma.
valaşan
vâlâşân
Şânı yüce.


Sözlüğümüzü sürekli geliştiriyoruz.
Yeniliklerden haberdar olmak ister misiniz?