206 bin kelime ile en kapsamlı Osmanlıca bilgi kaynağı


OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

SÖZLÜK İÇİN TIKLAYIN

Aşağıdaki alana
Osmanlıca veya Türkçe kelime giriniz

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip karşılığını bulmak istediğiniz "Türkçe" ya da "Osmanlıca" butonlarına tıklayın.




inan alam-ı hazinane
âlâm-ı hazinane
Hüzün veren elemler, acılar.
bağıstan-ı cinan
bağıstan-ı cinân
Cennet bahçeleri.
bedbinane
bedbinâne
Kötümser şekilde. Ümitsizce, bedbincesine.
besatin-i cinan
besatin-i cinan
Cennet bostanları. Cennet bahçeleri.
bostan-ı cinan
bostan-ı cinân
Cennet bahçeleri.
cinan
cinan
(Tekili: Cennet) Cennetler.
cinan
cinan
(Bak: CİNUN)
cinan
cinan
جنان
Cennetler.
cinan
cinân
Cennetler, bahçeler (üniversiteler, mektepler, zikirhaneler vs.).
cinan
cinân
جنان
  1. Cennetler.
  2. Bahçeler.
cinan
cinân
Cennetler.
cinan-ı cenan
cinân-ı cenân
Kalb ve ruh bahçeleri.
cinan-ı cennet
cinân-ı cennet
Cennet bahçeleri.
cinan-ı hilkat
cinan-ı hilkat
Yaratılış bahçeleri.
cinan-ı ulum
cinan-ı ulûm
İlm-i Kur'ân ve imân cennetleri. Maarif-i İlâhiye ve tahkikî ve yakinî imân derslerinin okunduğu ulemâ-i İslâm ve talebe-i ulûm meclisleri.
dar-ı cinan
dâr-ı cinan
Cennet yurtları. Cennetler.
dar-ı cinan
dâr-ı cinân
Cennet yurdu.
dehliz-i cinan
dehliz-i cinan
Revak-ı uhreviye mânasında mecazî bir deyimdir..
determinant
determinant
Denklemlerin çözümlerini rahatlıkla bulmaya yarayan matematiksel tablo.
dinan
dinan
Küpler.
esrar-ı cehennem ve cinan
esrar-ı cehennem ve cinân
Cehennem ve Cennetin sırları.
gayet itminan
gayet itminan
Son derece kararlılık, sebat.
gülistan-ı bağ-ı cinan
gülistan-ı bâğ-ı cinan
Cennetlerdeki bağların gül bahçeleri.
gülistan-ı cinan
gülistan-ı cinân
Cennetlerin gül bahçesi.
hainane
hainane
Hâincesine, hâin bir kişiye yakışır şekil ve surette.
hainane
hâinâne
Haince, sinsice.
hainane
hâinâne
خائنانه
Haince.
hainane
hâinâne
Haince.
hakk-binane
hakk-bînane
Hakkı tanıyana göre.
halid bin sinan
halid bin sinan
Benî Abes kabilesinin Bin-Bagis'ten ehl-i tevhid bir zat olup; Hz. Peygamber Efendimiz, bu zat hakkında: "O bir nebi idi, fakat onun kavmi onu zâyi etti" buyurmuşlardır. Kendisi Peygamberimizin zamanına yetişememiştir.
halid bin sinan abesi aleyhisselam
hâlid bin sinân abesî aleyhisselâm
Îsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberlerden. Îsâ aleyhisselâm ile son peygamber Muhammed aleyhisselâm arasında geçen fetret devrinde, Aden beldesinde bulunan bir kavme gönderilmiştir.
haşinane
haşînâne
Kırıcı, sert ve katı bir şekilde.
hazinane
hazînâne
Hüzünlü bir şekilde.
hazinane
hazînâne
Hüzünlü bir hâlde.
hemginan
hemginân
همگنان
Herkes.
hem-ginan
hem-ginan
Bütün insanlar, bütün nev'-i beşer.
hodbinane
hodbinane
Kendini beğenerek, kibirli bir şekilde.
hodbinane
hodbînâne
Hodbince, bencilce.
hurde-binane
hurde-bînane
İnceden inceye. Kılı kırk yararak.
ıtlak-ı inan
ıtlak-ı inan
Dizginini salıverme. Başıboş bırakma.
ictinan
ictinan
Gizlenmek.
iftinan
iftinan
  1. Türlü türlü ve birbirini tutmayan düzensiz söz söyleme.
  2. Fitneye düşmek.
  3. Âşık olmak.
ihtinan
ihtinan
Sünnet olma.
iktinan
iktinan
Saklanma, gizlenme.
iktinan-ı nisvan
iktinan-ı nisvan
Kadınların örtünmesi.
ilvinan
ilvinan
Renklenme, televvün.
imtinan
imtinan
  1. Minnet. Kendine minnet etmek. Birisine yaptığı ihsan ve iyiliği başına kakmak.
  2. Memnun olmak.
  3. Birisinin çok iftiharla sevdiği ve mâlik olduğu şeye nâil olmak.
imtinan
imtinan
Çok sevilen ve beğenilen bir şeye nail olmak.
imtinan
imtinân
اِمْتِنَانْ
Ni'meti hatırlatma.
imtinan
imtinân
Minnet etme.
inan
inan
  1. Dizgin.
  2. İdare etme, yürütme.
inan
inan
Bu kimseler, bunlar. (İşaret zamiridir).
inan
inân
عنان
Dizgin.
inan şirketi
inân şirketi
Ortakların birbirine vekil olup, kefil olmadıkları şirket.
inangerdan
inangerdan
Dizgin çevirme, geri dönme.
inangir
inangir
Dizgin yakalama. Dizgin tutma.
inankeş
inankeş
Dizgin çeken, hasaplı giden.
inanriz
inanriz
Dizgin bırakmış, koşturan.
inantab
inantab
Dizgin çevirip dönen.
irca-i inan
irca-i inan
Atın dizginini çevirme, başka tarafa yöneltme.
irha-i inan
irha-i inan
  1. Dizginleri salıverme.
  2. İşine devam etme.
istinan
istinan
Misvâk kullanma. Dişleri temizleme. (Misvâk kullanmak, sünnet-i seniyyedendir.)
i'tinan
i'tinan
  1. Bir kimsenin içyüzü meydana çıkma.
  2. İnsanın önüne durma.
itminan
itminan
Emniyet içinde olmak. İnanmak. Mutlak olarak bilmek. Kararlılık.
itminan
itminân
Emin olma, kanaat sahibi olma.
itminan
itminân
Tatmin olma.
itminan
itmînân
اطمينان
Emin olma, kendine güvenme.
itminanbahş
itminânbahş
Tatmin eden.
itminan-ı kalb
itminan-ı kalb
Kalbden ve gönülden inanma.
itminan-ı kalb
itminân-ı kalb
Kalben tam kanaatle inanma.
itminankarane
itminankârane
İtminan göstermek suretiyle.
itminankarane
itminankârâne
Tam inanarak.
itminankarane
itminânkârâne
Tatmin olurcasına.
kahinane
kâhinane
Kâhin gibi ve ona benzer şeklide haberler veren. Bir nevi zan ile gaibden haber verir gibi.
kalb itminanı
kalb itminânı
Kalb huzûru.
kam-binan
kâm-binan
(Tekili: Kâm-bin) Bahtiyarlar, mesutlar, mutlu kimseler.
kinan
kinan
(Çoğulu: Eknan-Ekinne) Perde, örtü.
kinane
kinane
(Çoğulu: Kenâin) Okluk, sadak, ok kuburu.
kinane
kinâne
(Bak: KENANE)
kusur-i cinan
kusur-i cinan
Cennet'teki köşkler.
kuvvet-i itminan
kuvvet-i itminan
Güçlü bir güven, tam bir kalp rahatlığı.
makam-ı imtinan
makam-ı imtinan
Verilen nimet ve ihsandan söz etme makamı.
makam-ı imtinan ve in'am
makam-ı imtinan ve in'âm
Minnet ve nimeti hatırlatma yeri.
metinane
metinâne
Metanetle, sağlamlıkla.
metinane
metînane
Sağlam ve kuvvetli bir şekilde.
metinane
metînâne
Dayanıklı biri gibi.
mevsim-i hazinane
mevsim-i hazinane
Hüzünlü mevsim.
miskinane
miskinâne
Tenbelcesine, miskincesine.
mutmainane
mutmainane
Tatmin olarak.
mutmainane
mutmainâne
Şüphesiz bir şekilde.
mutmainane
mutmainâne
Şüphesizce. Rahatlık ve emniyet içinde olarak.
müminane
müminane
Mümine yakışır şekilde, inanarak.
mü'minane
mü'minâne
Mü'min olan kimseye yakışır şekilde.
müstahsinane
müstahsinane
Beğenerek, güzel bularak.
müstahsinane
müstahsinâne
Bir şeyin güzelliğini kabul eder şekilde.
müstahsinane
müstahsinâne
Beğenerek, beğenmek suretiyle, beğenircesine.
müteayyinan
müteayyinân
  1. (Tekili: Müteayyin) (Ayn. dan) Eşraftan olanlar, ileri gelen kimseler.
  2. Belli ve meydanda olanlar. Taayyün edenler.
  3. Karar verilmişler.
mütecenninane
mütecenninâne
Çıldırmışcasına, delicesine, mecnuncasına, delirerek.
mütefenninane
mütefenninâne
Mütefennin olan kimseye yakışır surette.
mütekehhinane
mütekehhinâne
Falcılıkla, kâhincesine.
nazeninane
nâzeninâne
Nazlı bir şekilde.
nazeninane
nâzeninâne
Nazlı nazlı.
nev-inan
nev-inan
Acemi at, bineğe yeni alıştırılan at.
nihayet-i itminan
nihayet-i itminan
Kendini son derece güvende hissetme.
ninan
ninan
(Tekili: Nun) Balıklar, semekler.
ravza-i cinan
ravza-i cinân
Cennet bahçeleri.
ravza-i cinan
ravza-i cinân
Cennet bahçeleri. Cennetlere giden yol.
sakinan
sakinan
(Tekili: Sâkin) Bir yerde oturanlar. Sâkinler.
sakinane
sakinâne
Sâkin olana yakışır şekilde. Sessizce.
sebük-inan
sebük-inân
Çabuk koşan.
sinan
sinan
(Çoğulu: Esinne) Mızrak, süngü.
sinan
sinan
سنان
Mızrak.
sinan-i ümmi
sinan-i ümmi
(Vefatı: Hi: 1075) Halveti Tarikatı Yiğitbaşı kolu ileri gelenlerinden olup Kutb-ül Meâni adında Türkçe mensur bir eseri ile matbu ve müretteb bir divanı vardır. Muhammed Sinan-ı Ümmi, Konya vilâyeti dahilinde Elmalı'dan olup orada dâr-ı bekaya hicret etmiştir. (R. Aleyh) (Osmanlı Müellifleri sh: 187)
ümmi sinan
ümmi sinan
(Vefatı Hi: 958, Mi: 1551) Halvetî Tarikatı, Sinaniye kolunun piridir. Bursa'lı olduğu nakledilir. Karaman'lı olduğu hakkında da rivayet vardır. Risale-i Şerife-i İstanbulî Ümmi Sinan adında bir eseri vardır. (R. Aleyh.) (Osmanlı Müellifleri sh: 214)
veda-yı hazinane
vedâ-yı hazinâne
Hüzünlü vedâ.


Sözlüğümüzü sürekli geliştiriyoruz.
Yeniliklerden haberdar olmak ister misiniz?