206 bin kelime ile en kapsamlı Osmanlıca bilgi kaynağı


OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

SÖZLÜK İÇİN TIKLAYIN

Aşağıdaki alana
Osmanlıca veya Türkçe kelime giriniz

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip karşılığını bulmak istediğiniz "Türkçe" ya da "Osmanlıca" butonlarına tıklayın.




harici adem-i harici
adem-i haricî
Maddeten yok olma hâli; Allah'ın ilminde var olup fakat maddî varlığı olmayan.
adem-i harici
adem-i hâricî
İlm-i İlâhide mevcud olup, maddi vücudu olmayan.
ahd-i harici
ahd-i haricî
Daha önceden ismi bilinen kişilere veya şeylere işaret eden Lâm-ı tarif.
alem-i harici
âlem-i haricî
Dış âlem, dünya.
alem-i harici
âlem-i hâricî
عَالَمِ خَارِجِي
Yalnızca Allah'ın ilminde kalmayıp hâriçte de yaratılmış âlem.
cihad-ı harici
cihad-ı haricî
Dış düşmana karşı yapılan cihad, mücadele.
dahili ve harici
dahilî ve haricî
İç ve dış.
dahili-harici
dahilî-haricî
İç-dış.
daire-i izni haricinde
daire-i izni haricinde
İzin verdiği daire dışında.
esbab-ı hariciye
esbâb-ı hariciye
Dış sebepler.
hakikat-ı hariciye
hakikat-ı hâriciye
Birşeyin zihin dışındaki gerçekliği, dış gerçeklik.
hakikat-ı hariciye
hakikat-ı hâriciye
Hayat gibi âlem-i şehadete gelmiş varlık.
hakikat-i hariciye
hakikat-i hâriciye
Dışa ait, maddî âlemde yer alan varlık.
hakikat-i hariciye
hakîkat-i hâriciye
حَق۪يقَتِ خَارِجِيَه
Mevcûd bir hakîkat.
harici
haricî
Haricîler denilen asiler hareketine mensub kimse.
harici
haricî
Dışa ait, dış ile ilgili.
harici
haricî
  1. Dışarıya âit olan. İçeriye âit olmayan. Dış ile alâkalı. Ecnebiye âit.
  2. Zorba ve âsi olan.
  3. Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden.
  4. Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche'ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri.
harici
hâricî
Dışa ait, dış.
harici
hâricî
خَارِج۪ي
Dışa âit.
harici
hâricî
خارجى
Dış ile ilgili.
harici vücut
hâricî vücut
Dışa ait, maddî vücut.
harici-dahili
haricî-dahilî
Dış, iç.
hariciler
haricîler
İslâm tarihindeki asi ve sapık topluluklardan biri.
hariciler
hâricîler
Sıffîn muhârebesinde, taraflar hakem tâyinine râzı olup anlaşmayı kabûl ettiği için hazret-i Ali'nin ordusundan ayrılarak "Hâkim ancak Allah'tır. Hazret-i Ali iki hakemin hükmüne uyarak halîfeliği hazret-i Muâviye'ye bırakmakla büyük günah işledi" di yen ve kendileri gibi düşünmeyen Eshâb-ı kirâm ile diğer müslümanlara kafir diyen sapık fırka.
haricin tecavüzü
haricin tecavüzü
Dış düşmanların saldırısı.
haricinde
hâricinde
Dışında.
hariciyat
hariciyat
Dış dünyadaki şeyler, gerçekler.
hariciye
hariciye
Dışişleri.
hariciye
hariciye
خارجيه
  1. Dışa bağlı, dışarıya ilişkin.
  2. Dışişleri bakanlığı.
hariciyye
hariciyye
  1. Hariçle alâkalı. Dış işleri.
  2. Ameliyatla tedavi edilebilen hastalıklar.
  3. Haricilik.
husumet-i hariciye
husumet-i hariciye
Dışa ait düşmanlık, yabancıların düşmanlığı.
imkan harici
imkân harici
İmkânsız, imkândışı.
imkan haricinde
imkân haricinde
İmkânsız.
kanun-u harici
kanun-u harici
Dış âlemde cereyan eden kanun.
kanun-u zivücud-u harici
kanun-u zîvücud-u haricî
Haricî (maddî) vücud sahibi bir kanun.
madumat-ı hariciye
mâdûmât-ı hariciye
Görünürde maddî yapısı olmayan.
ma'dumat-ı hariciyye
ma'dumat-ı hâriciyye
İlm-i İlâhide olup, maddi vücudu olmayan şeyler.
mahudiyet-i hariciye
mâhudiyet-i hariciye
Dış dünyaya ait bilinme; başkalarının fark edip idrak ettiği bilinip tanınma niteliği.
maraz-ı harici
maraz-ı haricî
Dıştan gelen, dış ile ilgili hastalık.
mevcudat-ı hariciye
mevcudat-ı hariciye
Maddî ve cismanî varlıklar.
mevcud-u harici
mevcud-u haricî
Varsayıma dayalı olmayıp dışta maddi varlığı bulunan şey.
mevcud-u harici
mevcud-u haricî
Maddî vücudu bulunan eşya.
mevcud-u harici
mevcud-u hâricî
مَوْجُودِ خَارِجِي
Allahın irâde ve kudretiyle var olan.
mevcud-u harici
mevcûd-u hâricî
مَوْجُودُ خَارِج۪ي
Allahın irâde ve kudretiyle var olan.
nikah-ı harici
nikâh-ı hâricî
Dışardan evlenme, akraba hâricinden kız alma.
saded harici
saded harici
Konuşulan mevzudan dışarı çıkmak. Hududdan dışarı çıkmak.
sadet harici
sadet harici
Asıl konunun dışında.
tavk-ı harici
tavk-ı harici
Gücün, takatin üstü.
tesirat-ı harici
tesirât-ı haricî
Dış tesirler, etkenler.
tesirat-ı hariciye
tesirât-ı hâriciye
Dış etkiler.
vücud-u harici
vücud-u hâricî
Zâhir, ademden çıkmış olan. İlmî vücuddan âlem-i şehadete gelmiş olan. Maddî varlık, cismanî eşya.
vücud-u harici
vücud-u hârîci
Dış âleme çıkmış varlık, maddî varlık, görünen varlık.
vücud-u harici
vücûd-u hâricî
وُجُودُ خَارِج۪ي
Allahın irâde ve kudretiyle varlığa çıkma.
zihakikat-ı hariciye
zîhakikat-ı hâriciye
Dış dünyaya ait gerçeklik sahibi.

KAZ DAĞLARI'NDA YATIRIMLIK MUHTEŞEM ARSA


Sözlüğümüzü sürekli geliştiriyoruz.
Yeniliklerden haberdar olmak ister misiniz?