206 bin kelime ile en kapsamlı Osmanlıca bilgi kaynağı


OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

SÖZLÜK İÇİN TIKLAYIN

Aşağıdaki alana
Osmanlıca veya Türkçe kelime giriniz

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip karşılığını bulmak istediğiniz "Türkçe" ya da "Osmanlıca" butonlarına tıklayın.




halis ef'ide-i halise
ef'ide-i hâlise
Temiz ve saf kalbler. Bozulmamış, tahrib edilmemiş kalbler, gönüller.
fıdda-i halise
fıdda-i hâlise
Hâlis ve saf gümüş.
fırka-i halisa
fırka-i hâlisa
Samimî grup, samimî, içten kişilerin partisi.
gül-ü halis
gül-ü hâlis
Saf ve temiz gül.
halis
halis
Bahadır ve haris kimse.
halis
halis
خالص
İhlaslı, Samimi.
halis
halîs
  1. Karışmış, muhtelif.
  2. Siyah ile beyazı karışmış saç.
  3. Tel.
halis
hâlis
  1. Hilesiz. Katıksız. Saf. Duru. Saffetli.
  2. Pek beyaz.
  3. Evvelce karışık iken kusuru zâil olan.
  4. Her ameli, yalnız Allah rızası için işleyen. (Müennesi: Hâlise'dir)
halis
hâlis
Hilesiz, katkısız, duru.
halis
hâlis
Saf, temiz.
halis
hâlis
خَالِصْ
Katıksız.
halis
hâlis
خَالِصْ
Samîmî.
halis
hâlis
Saf, temiz, hîlesiz, katkısız. Menfaat düşüncesi karışmadan sırf Allah için olan, riya ve gösteriş bulunmayan.
halis
hâlis
Saf, duru, katışıksız.
halis
hâlis
خالص
Katışıksız, saf, som.
halisane
hâlisane
Hâlise yakışır bir surette. Hâlis kimselere mahsus bir niyet ve fiil ile.
halisane
hâlisâne
خَالِصَانَه
Samîmiyetle.
halisane
hâlisâne
Halis bir şekilde, temiz kalplilikle.
halisane
hâlisâne
خالصانه
İçtenlikle.
halisane
hâlisâne
Halisçe.
halisen
hâlisen
Halis olarak.
halisen
hâlisen
Samimî olarak.
halisen
hâlisen
Halis ve katıksız olduğu halde. Hilesizce, doğru olarak.
halisen lillah
hâlisen lillâh
Samimi bir şekilde, sadece Allah rızası için.
halisen livechillah
hâlisen livechillâh
Sadece Allah için.
halisen muhlisen
hâlisen muhlisen
Başka hiçbir amaç gözetmeksizin, tamamen saf bir niyetle.
haliset
hâliset
Edb: İbarenin düzgün ve akıcı olması.
halisiyet
hâlisiyet
Samimilik.
halisiyet
hâlisiyet
Halislik, saflık, duruluk.
halisiyyet
hâlisiyyet
Doğruluk, hâlislik, hilesizlik.
halis-üd dem
hâlis-üd dem
Arı kan, safkan.
has ve halis kardeşler
has ve hâlis kardeşler
Kıymetli ve ileri gelen; samimî mühim talebeler.
ibadet-i halisa
ibadet-i hâlisa
Samimiyetle, içtenlikle yapılan ibadet.
içtihadat-ı safiyane ve halisane
içtihadât-ı sâfiyâne ve hâlisâne
Samimi ve sâfi bir inanç ve niyetle yapılmış içtihadlar.
muamele-i halisane
muamele-i hâlisane
Hâlis, samimi bir muamele, içtenlikle davranma.
nihalistan
nihalistan
Fidanlık.
niyet-i halis
niyet-i hâlis
Saf, temiz niyet.
niyet-i halisa
niyet-i hâlisa
Saf, temiz niyet.
niyet-i halisane
niyet-i hâlisâne
Samimi niyet; her türlü iş ve hareketlerinde yalnızca Allah rızasını gözetme niyeti.
niyet-i halise
niyet-i hâlise
Saf, temiz niyet.
sikke-i halise
sikke-i hâlise
İhlâs ve samimiyet damgası; Risale-i Nur.
ubudiyet-i halisa
ubûdiyet-i hâlisa
Halis, samimi kulluk.
zümre-i safiye ve halise
zümre-i sâfiye ve hâlise
Seçkin ve tertemiz insanlardan meydana gelen kitle, zümre.


Sözlüğümüzü sürekli geliştiriyoruz.
Yeniliklerden haberdar olmak ister misiniz?