206 bin kelime ile en kapsamlı Osmanlıca bilgi kaynağı


OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

SÖZLÜK İÇİN TIKLAYIN

Aşağıdaki alana
Osmanlıca veya Türkçe kelime giriniz

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip karşılığını bulmak istediğiniz "Türkçe" ya da "Osmanlıca" butonlarına tıklayın.




beyz arz-ı beyza
arz-ı beyzâ
Beyaz dünya, kötülüklerden arınmış dünya.
arz-ı beyza
arz-ı beyzâ
اَرْضِ بَيْضَا
Bazı evliyanın misal âleminde gördükleri beyaz (nurlu) dünya.
berd-i beyza
berd-i beyzâ
(Bak: Nâr-ı beyzâ)
beyz
beyz
  1. (Çoğulu: Büyuz) Yumurta.
  2. Kuşun yumurtlaması.
  3. Hayvanların bilhassa atın ayaklarında çıkan yumurta iriliğindeki şişler.
beyza
beyza
  1. (Müe.) Parlak. Beyaz. Sefid.
  2. Afet, dâhiye, belâ, musibet.
beyza
beyza
  1. Yumurta.
  2. Demir başlık.
  3. İnsanın hayası. Husye.
beyza
beyzâ
  1. Çok beyaz.
  2. Demirden savaşçı başlığı.
  3. Yumurta.
  • Millet-i beyzâ: Beyaz millet, müslümanlar.
beyza
beyzâ
Beyaz, parlak.
beyza
beyzâ
بيضا
Bembeyaz, çok beyaz.
beyza'
beyza'
  1. (Çoğulu: Biyâz) Kasaba, köy.
  2. Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz)
beyzade
beyzade
  1. Osmanlı Sultanlarının oğulları.
  2. Bey oğlu. Babası reis veya âmir olan.
  3. Soylu, asil, necib.
beyzah
beyzah
İri yapılı, etine dolgun, şişmanca adam.
beyzan
beyzan
Beyazlar, aklar.
beyzar
beyzar
Geveze, çok konuşan.
beyzare
beyzare
(Bak: BEYZAR)
beyzare
beyzare
Büyük ve uzun sopa.
beyzat-üd dik
beyzat-üd dîk
  1. Horoz yumurtası.
  2. Mc: Bulunmaz şey.
beyzat-ül beled
beyzat-ül beled
  1. Devekuşu yumurtası.
  2. Mc: Aciz, zelil kimse.
beyzat-ül harr
beyzat-ül harr
Şiddetli sıcaklık.
beyzat-ül hıdr
beyzat-ül hıdr
Kapalı, örtülü güzel kadın.
beyzat-ül islam
beyzat-ül islam
  1. İslâm milleti.
  2. İslâm'ın yayıldığı saha, İslâm ülkesi.
  3. İslâm'ın hakiki merkezi.
beyzavi
beyzavî
Vefatı (Hi: 685) Büyük âlim ve müfessirlerdendir. Yazdığı Tefsiri "Beyzavî" ismiyle meşhurdur. Tebriz'de medfundur. (K.S.)
beyzavi
beyzavî
(Beyzî) Yumurta gibi. Yumurtaya benzer şekil.
beyze
beyze
بيضه
  1. Yumurta.
  2. Husye.
beyzi
beyzî
بيضى
Oval.
dürre-i beyza
dürre-i beyzâ
Parlak, büyük inci.
dürret-i beyza
dürret-i beyzâ
Parlak ve ışık saçan inci.
dürretü'l-beyza
dürretü'l-beyzâ
Parlak, büyük inci.
fikret-i beyza
fikret-i beyza
Münevver fikir. Parlak fikir.
fikret-i beyza
fikret-i beyzâ
Parlak fikir.
kelime-i beyza
kelime-i beyza
Parlak, değerli söz.
küreyvat-ı beyza
küreyvat-ı beyza
Kandaki beyaz renkte ve çok küçük kürecikler. Kan ve lenf gibi vücud mâyilerinde bulunan çekirdekli ve yuvarlak hücreler. Kırmızı küreciklere nisbetle azdırlar. Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır. Ne zaman müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür'atlı bir vaziyet-i acibe alırlar.
küreyvat-ı beyza
küreyvât-ı beyzâ
Akyuvarlar.
küreyvat-ı hamra ve beyza
küreyvât-ı hamrâ ve beyzâ
Alyuvarlar ve akyuvarlar.
küreyvatıbeyza
küreyvâtıbeyzâ
Akyuvarlar.
millet-i beyza
millet-i beyza
Bütün Müslümanlar.
nar-ı beyza
nar-ı beyza
  1. "Akkor, beyaz ateş" mânâsında olan bu tâbir fizikte: 1800 derece kadar olan hararette erimeyen cismin sıcaklık hâli demektir.
  2. Bir meyve adı.
nar-ı beyza
nâr-ı beyzâ
Akkor, beyaz ateş.
sütre-i beyza
sütre-i beyzâ
Beyaz perde.
tarik-i hadid-i beyza
tarik-i hadid-i beyzâ
Nurlu ve parlak demir yolu.
yed-i beyza
yed-i beyzâ
يَدْ بَيْضَا
Nûrlu el.
yed-i beyza
yed-i beyzâ
Beyaz, parlak el; burada mecaz olarak Kur'ân'ın mu'cizeli yapısı kastedilmiştir.
yed-i beyza
yed-i beyzâ
Musa Aleyhisselâm'ın mu'cize olarak gösterdiği beyaz ve parlak eli. Bu tabir mecaz olarak keramet ve hârikulâde haller ve meziyetler hakkında kullanılır.
yed-i beyza-i mu'cizü'l-beyanıyla
yed-i beyza-i mu'cizü'l-beyanıyla
Hz. Mûsâ'nın (a.s.) beyaz eline benzeyen mu'cizeli açıklamasıyla.
yed-i beyza-i musa
yed-i beyzâ-i mûsâ
Hz. Mûsâ'nın beyaz ve parlak eli Hz. Mûsâ'nın firavuna karşı, mu'cize olarak nurlu görünen parlak eli.
yed-i beyza-yı islam
yed-i beyzâ-yı islâm
İslâmın temiz ve pâk eli.
yed-i beyza-yı islam
yed-i beyzâ-yı islâm
يَدْ بَيْضَايِ اِسْلَامْ
İslâmın nûrlu eli.
yemin-i beyza
yemîn-i beyzâ
Mu'cizeli ve parlak sağ el.
ziya-yı şeriat-ı beyza
ziya-yı şeriat-ı beyzâ
Şeriatın beyaz ışığı; İslâmın parlak nuru ve ışığı.


Sözlüğümüzü sürekli geliştiriyoruz.
Yeniliklerden haberdar olmak ister misiniz?